yoldan dönmek... dönememek...

hoşgeldim...
geldim mi sahi? orada kaldım mı?
Ankara'mdan dönmek gitmekten daha zordu. Hemen insanların gözlerindekilerini anlatmak istemiyorum. Yola çıkışı anlatmam gerekli ilk başta. Yaşamanızı istiyorum yaşadıklarımı.

İşten geldim. Tam kapımın önünde kedimi buldum kuyruğu yaralı, zayıf ve bitkin bir halde. Mutlu oldum beni gerçekten seviyor bu kedi yahu...
Neyse, üstümü değiştirdim serhat'la kedim'i banyoda yalnız bıraktım ve arkadaşlarımın yanına gittim. Yemek yedik konuştuk falan, sonra bizi götürecek olan "Alem FM" kaynaklı 18 kişilik ford minibüse gittik. Güle oynaya gittiğimi söyleyemem. Biraz gergindim.

Sabah 7:00 suları Ankara'ya vardık.. Geç bile kalmış hissettim biraz "herkes" gelmişti çoktan ve gelmeye devam ediyordu... Trakya'dan, Ege'den herkes gelmişti de Karadeniz'den niye kimse gelmemişti derken tam önümde bir otobüs durdu.. içerden kemençesiyle hem karadenizli,hem zeytinburnulu bir kafile çıktı başladı horona :D musmutlu oldum...
geldiğimiz grubu kaybettik ve yürüyüşe geçtik..
bir insan seli... bağırıyor...haykırıyor...
tandoğan meydanına ulaştığımızda marşlar, hoşgeldiniz mesajları,sloganlar...hiçbir taşkınlık ibaresi yoktu..orada sadece halk vardı... provakatif hiçbir şey olmadı...olamazdı...

çok kalabalıktı...
sıkışıklık yüzünden anıtkabire doğru yüremeye başladık daha miting başlamadan...
yürüdük slogan attık....
yürüdük marşlar söyledik...
anıtkabirin önüne geldiğimizde polisler vardı...
bir kadın komiser şöyle dedi diğer polis arkadaşlarını içeri gönderirken.. "geçin içeri bırakın geçsinler halkı mı arayacağız.."
çok duygulandım...
yürüdük...yaşlı bir amca ile çıkıyorduk yukarı marşlar söyleyerek...o an benden daha genç olduğunu anladım o amcanın...su verdim biraz dinlensin istedim genç kalbi...erken gitmemize rağmen anıtkabir tıklım tıklımdı...

biraz ayıp oldu atanın mozolesinin önünde slogan atılması ama bu çığlığı durdurmak cesaret isterdi...
ata'm da duymuştur da gençleşmiştir belkim....
kimse görmeden gözyaşlarımı sildim, selam verdim, ilerledim...
müzeyi ziyaret daha bir kanımı canlandırmıştı..
umut... ne güzel sözcük...
insanların gözünde bir umut gördüm...
medyaya kızgınlık...
hükümete kızgınlık..
tarafsız bir öfkeydi bu...
o parti şu parti değildi
selam verdim, kimseye çaktırmadan göz yaşlarımı sildim.. müzeye doğru yöneldim..
biraz umutlandırıcı biraz iç karartıcı bir deneyimdi benim için. orada olsaydınız daha iyi anlardınız heralde beni...
neyse son cümle olarak...

"söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..."

hoş kalın..
umutlu kalın...

11 Yorum:

Yorum Gönder

Durma sende düşünceni yaz ...!
Bazı HTML etiketlerini kullanabilirsiniz. / Yorumlarınız onaylandıkdan sonra yayınlanır.

Popüler Yayınlar

***