Hayatın İçinden etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Hayatın İçinden etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Necati Şaşmaz Karizma 0

22.11.2007

Onu kurtlar vadisinin Polat Alemdarı olarak biliyoruz. Büyük bir kitlenin karamanı olmuş dizideki karizması ile gerçek hayatında da karizma sağlamış Necati Şaşmaz. Bir arkadaşımın gösterdiği eski bir resimle karizması 0 oluyor. Gerçi fotoraf daha önceleri deşifre olmuş ama ben daha yeni görüyorum. Gözümdeki o adam adeta parçalanıyor fotorafta da hani biraz mahsun kırmızı gül havasıda yok değil. Fotorafın gerçek olduğu iddaa ediliyor Necati Şaşmazın cevap hakkı açık bulunmaktadır =P

Devamını yada yorumları oku >>>

Tükettikçe Tükeniyoruz

24.09.2007

Çağımızın son salgını tüketim çılgınlığı çocuk ihtiyar demeden hepimizi pençesine almış durumda. Eskiden insanların hayallarini küçük pembe panjurlu bahçesi olan evler yada hayvanlarla uğraşıp küçük barakasında sakin bir hayat sürmek süslerdi şimdilerde ise dubleks, havuzlu evlerden aşşağı düşünemez bir hale gelmişiz haberimiz yok, benim ıpod 3gb seninki kaç gb, benim telefonum çift kameralı seninki renkli ekranmı yarışına girmişiz haberimiz yok. Devamlı bitmez bilmez insanoğlunun istekleri dünyamızı yok edecek bir döngüye sokuyor. İnsanoğlunun bu dinmez açlığını doyurabilmek (tabi bu üreticiler için daha fazla cebe para girmesi demek) için daha fazla kaynak ve enerji kullanılması zorunda kalınıyor. Aylık geliri belli olan bir kişi o atalarımızın dediği ayağını yorganına göre uzat sözündeki yorganın boyunu aşacak şeyleri niye isterler ve neden bu hadiini aşan isteklerini ulaşabilmek için durmadan daha fazla çalışır? Temel ihtiyaçlarını karşılamadan niye gider de iki çocuğunada telefon alır ? Bizde ilkokul çağındaki çocukların telefonu varken yurdumuza gelen turistin çoğunun cep telefonu olmaması sanırım neden ailelerin ay sonunu getiremediğinin açık bir göstergesi. Daha çok tüketim mutlulukla doğru orantılımıdır? (kadınlar bir yılda 18 milyar doları makyaj malzemelerine para veridiğine göre yapay olarak evet) Ekmeği bile elektirikli bıçakla keser bir duruma gelmişiz. Buna ne petrol ne doğalgaz nede suyumuz dayanır.İnsanları en iyi etkileme aracı olan Televizyonlarda ise ne izlesek iki de bir yayının arasına giren reklamlar beynimizi uyuşturuyor. Devamlı al.. al..l al.. dürtüsü vermekten başka neye yarıyor? Çarpıcı bir örnek verirsek sırf parfüme yılda 15 milyar dolar harcıyoruz.Yani yılda 15milyar doları havaya sıkıyoruz diyebiliriz.(Sıkıp birde ozon tabakasını deliyoruz ama olsun güzel kokalım sonra yamarız değilmi!) Dünyamız bu tüketime ne kadar dayanır bilmiyorum ama insanlar para harcadıkça mutlu olduklarını sanıyorlar.
Devamını yada yorumları oku >>>

Ömer Hayyam & Hassan Sabbah = Tanrı'nın Doğum Günü

23.08.2007

Can sıkıntısı kötü birşeydir. Yazmak ise bütün sıkıntının boşalma anıdır.
Yazdın yazdın, yazamazsan bir daha o sıkıntıyı içinden atamazsın...
Konuya girelim mi? :)
Ömer Hayyam'dan bahsedeyim öncelikle...
Ömer Hayyam, daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina'dan sonra Doğu'nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Onun “zamanın bütün bilgilerini bildiği” söylenirdi. Hassan Sabbah ve Nizam-ı Mülk ile aynı medresede eğitim gördüğü ve bu üç arkadaşın hayatın sırrını çözdüğü iddia edilir. (bkz. Alamut-Fedailerin Kalesi; Alamut'a Dönüş)
Hayatın sırrı neydi? yazının sonuna saklamak istiyorum bunu.
isterseniz bir kaç ipucu vereyim Ömer Hayyam'ın Rubailerinden...

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.



Arar dururdum hep dünyada olalı,
Cenneti, cehennemi, alın yazısını.
Tam bilgisiyle hocam keserek attı:
Sende bu alınyazısı, cennet, cehennem, dedi.



Dün özledim de seni coştum birden bire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan:
Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!


Ve büyük usta... Cesurların en cesuru... Hayyam gibi hayatın sırrına erip onun gibi hayatı şiir-kadın ve içkiyle geçirmek istemeyen uçlarda yaşayan bir insan...
Karşınızdaaa Fedailerin-Haşşaşinleri-Suikastçilerin-Sır Bekçilerinin yaratıcısı dünyanın görüp görebileceği en tehlikeli "terörist"... Hassan Sabbah....
İlk önce şunu açıklamak isterim. Hassan Sabbah bir terörist değildi. Onun göstermek istediği gerçekleri göremeyenlerin bir uydurmasıydı sadece. Onu anlamadılar.(Hassan Sabbah avukatlığına soyunmuş hissettim kendimi..) KÜÇÜK kalesinde dünyaya karşı koyan bir insan düşünün. Adamlarının kendini sur duvarlarından sırf o emretti diye gülümseyerek attığı bir insan... Bir cennet yaratan... Bir katiller ordusu yaratan...
Yazının Devamı >>>


Devamını yada yorumları oku >>>

En İlginç Tazminat Davaları

08.08.2007

ABD'de birbirinden ilginç tazminat davalari açiliyor. Iste mahkemelerin ugrastigi en çilgin davalardan birkaçi.

  • San Diego'da ise bir adam belediyeye karsi 5.4 milyon dolar tazminat açti. Belediye salonunda verilen konser sirasinda erkekler tuvaletinde bir kadin gördügü gerekçesiyle, duygusal travma yasadigini öne sürdü.(Bu arada kadının erkekler tuvaletinde işi ne)
  • Bir soyguncu ise hapishane yönetiminden sikayetçi oldu. Çünkü tek kisilik hücrede kalan mahkum, bedava deodorant vermedigi için hapishane yönetimine kizdi.(Hem suçlu hem güçlü)
  • Bir kanser hastasi, öngörülen süre içinde ölmedigi gerekçesiyle saglik müdürlügünü dava etti. Doktorlarin koydugu teshise göre çoktan ölmüs olmasi gerektigini belirten davaci, tazminat istedi.(Bence haklı)
  • Peter Wellis (36), bosandigi esine tazminat ödemek istemedi. Karisinin kendisine dogum kontrol hapi kullandigini söyledigini savunan Wellis, esini sperm hirsizligiyla suçladi. Ancak Wellis hakli bulunmadi.(Bu amca biraz abartmış)
  • Bira düskünü bir adam Anheuser-Busch biralarini üreten sirkete 10 bin dolarlik dava açti. Biraciya göre, reklamda birayla kadinlarin tavlanabilecegi söyleniyordu, ancak kendisi basarili olamadi.(Keşke o kadar kolay olsa )
  • Bir kadin sürücü, buz tutmus yolda motorlu bir kizakla çarpisti. Kizagin sürücüsü öldü. Kadin sürücü, tanik oldugu ölüm aninda yasadigi sok yüzünden adamin dul karisina tazminat davasi açti.(Yuh dediğinizi tahmin ediyorum)
  • Florida'da bir balikçi siddetli firtinada öldü. Ailesi, hava durumu yorumu dogru çikmadigi gerekçesiyle bir TV kanalindan 10 milyon dolar tazminat istedi. Dava geri çevrildi.(Mantıklı karar vermiş hakim)
  • Dorothy H. (40) esini ayarttigi gerekçesiyle öteki kadin hakkinda 1 milyon dolarlik tazminat davasi açti. Yargiç, 18'inci yüzyildan kalma bir maddeye dayanarak, davanin görülmesini kabul etti.
  • 81 yasindaki Stella Liebeck, satin aldigi kahvenin dökülmesi üzerine teninde yanik olustugu gerekçesiyle McDonald's'dan davaci oldu. O günlerde bütün Amerika biranda bu davaya odaklandi. Yasli kadin 2.7 milyon dolar tazminat kazanarak biranda söhret olurken, ülkenin en büyük fast food zincirlerinden biri olan McDonald's, ortaya çikabilecek baska uyaniklara karsi çesitli önlemler almaya (işte caydırıcılık bizde hala türkçe kullanma kulavuzu olmayan mallar satıla dursun)

Devamını yada yorumları oku >>>

Marilyn'nin Yıl Dönümü

05.08.2007


Marily Monroe bundan tam 45 sene önce (5 Ağustos 1962) "intihar mı etti yoksa bir cinayetemi kurban gitti" soruları arasında dünyadan ayrılmıştı. O dönemlerin filimleri kadar özel hayatındaki skandallarla adından çok söz edilen popüler kişiliği idi. Hepimizin aklında o dalgalanan beyaz eteği sarı saçları ile hafımızda yer etmiştir. Tüm dünyada 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızlarından, seks sembollerinden ve pop ikonlarından biri olarak gösterildi. Öyleki yaşamında her yaptığı olay olan Monroe ölümünün ardındanda yaşadığı inişli çıkışlı hayatı ile sayısız kitaba konu oldu biyografiler yazıldı, ihtihar ettiği ilaç şişeleri bile açık artırmaya çıkarıldı, Google'a Marily Monroe diye yazınca yaklaşık 3milyon sonuç çıkmakta hem yaşamında hemde ölümünde adından çokça söz edilen birisi idi.
Marily Monroe yüksek dozda sakinleştirici ilaç alarak yatağında ölü olarak bulundu 36 yaşında hayata veda etti ...
Devamını yada yorumları oku >>>

Yorumsuz

17.07.2007

Seçimlere yaklaşık 5 gün kaldı ve seçimlerden önce son kez siyasi içerikli(pek tercihim değil) bir şeyler yayınlamak istedim tabi yine yorumsuz !


Kanada "The Globe and Mail" gazetesinde yayimlanan ilginç bir karikatür
Sakal'da yazana dikkat ...


İlgili Yazılar: Bilinçli Seçmen Olmak

Devamını yada yorumları oku >>>

Amerikan Halkının Durumu

25.06.2007

Cnn muhabiri yolda çevirdiği kişilere basit(!) sorular soruyor ve aldığı cevaplar. Amerikan toplumunun içler acısı hali yorumsuz...


Devamını yada yorumları oku >>>

Dünyayı Bekleyen 10 Tehlike

27.05.2007


İngiliz The Guardian Gazetesi yazarı Kate Ravilious, dünyaca ünlü 10 bilim adamına dünyanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehlikeleri ve gerçekleşme ihtimallerini sordu. On büyük tehlikenin önümüzdeki 70 yıl içerisinde gerçekleşme ihtimalleri, gerçekleştikleri takdirde insanlık üzerinde yaratacakları etkiler ve insanoğlunun bu tehlikelere karşı neler yapabilecekleri, tehlike puanları verilerek değerlendirildi.



KÜRESEL ISINMA
East Anglia Üniversitesi’nden Nick Brooks’un sunduğu tehlikeye göre 21. yüzyılın sonunda ortalama küresel sıcaklık 2 derece artacak ve son 1.5 milyon yılın en yüksek sıcaklıkları hissedilecek. Brooks, küresel ısınmanın insanlığın sonunu getireceğini sanmadığını, fakat bu potansiyele kesinlikle sahip olduğunu belirtti.
70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 6
TELOMER AŞINMASI
Viyana Üniversitesi’nden Dr. Reinhard Stindl, her hayvan kromozomunun sonunda ‘telomer’ isimli koruyucu kapakların bulunduğunu ve bunların evrim sürecinde hücrelerin çoğalması ile küçülerek koruyuculukları nı yitirdiklerini belirtti. ‘Telomer aşınması’ denen bu olayla Alzheimer gibi yaşlanmaya dayalı hastalıkların artması ve erken yaşta görülmesi ihtimali doğuyor.
70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8
NÜKLEER SAVAŞ
Liberal Demokrat Savunma sözcüsü Air Marshal Lord Garden, nükleer savaşın teoride insanoğlunu yok etme ihtimalinin çok az olduğunu belirtti.
70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8
BÜYÜK VİRÜS SALGINI
Virolog Prof. Dr. Maria Zambon, 1918’de 20 milyon kişinin ölümüne sebep olan grip salgınını hatırlatarak küresel ölçekte bir virüs salgınının insan ırkını yok edemeyeceğini belirtti. Prof. Zambon, böyle bir salgının uzun yıllar uygarlıkta ciddi bir gerileme yapabileceğini belirtti.
70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 3
KÜRESEL TERÖRİZM
St. Andrews Üniversitesi’nden Prof. Paul Wilkinson, kimyasal ve biyolojik silahla yapılacak kitlesel katliamların özgür harekete değer veren günümüz açık toplumlarında engellenmesinin garantisinin olmadığını ve böylesine büyük saldırıların gerçekleşme ihtimalinin çok büyük olduğunu söyledi.
70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 2
METEOR ÇARPMASI
NASA’nın Dünyaya Yakın Cisimler Programı Bürosu Müdürü Donald Yeomans, ciddi büyüklükte bir meteor çarpışmasının ortalama milyon yılda bir gerçekleştiğini söyledi. Böyle bir çarpışma sonucu atmosfer devasa büyüklükte toz tabakasıyla kaplanacak ve haftalarca güneş ışığını engelleyecek.
70 yıl içinde olma ihtimali: Orta İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 5
ROBOTLARIN İSTİLASI
Carnegie Mellon Üniversitesi Robotik Enstitüsü’nden Prof. Hans Moravec, 2050 yılına kadar insanın zihin gücüne sahip akıllı robotların varolabileceğ ine inandığını ve bunların yönetimi ele geçirebileceklerini belirtti.
70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8
KOZMİK IŞIN YAĞMURU
İsrail İbrani Üniversitesi’nden Nir Shaviv, dünyanın patlayan bir yıldızdan kaynaklanan kozmik ışın yağmuruna tutulduğu takdirde Buzul Çağı’na girebileceğini söyledi.
70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 4
SÜPER VOLKANLAR
College London Üniversitesi’nden Prof. Bill McGuire, her 50 bin yılda bir süper volkanların patladığını, böyle bir durumda atmosferin sülfürik asitle kaplanarak gün ışığının yitirilebileceğ ini söyledi.
70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 7
KARA DELİK YUTAR MI ?
Harvard Üniversitesi’nden Richard Wilson, kara delikler hakkında sahip oldukları bilgiler dahilinde Dünya’nın bir kara delik tarafından yutulmayacağını söyledi.
Devamını yada yorumları oku >>>

Kedinin kanatları çıktı, bilim dünyası şokta!

25.05.2007

Kanatları çıkan kedi görenleri şaşkına çevirdi. ‘Kanatlı kedi’nin inanılmaz görüntüsü akıllara genleriyle oynanarak başkalaştırılan hayvanların son örneği mi sorusunu getirdi…
Çin’in Shaanx bölgesinde yaşayan bir kadının sahibi olduğu erkek kedinin iki yanında iki ay önce şişlikler oluşmaya başladı. Bu duruma anlam veremeyen kadın ‘Tom’ adı verdiği kedisini veterinere götürmeden biraz daha beklemek istedi. 2. ayın sonunda şişkin yerler patladı ve o bölgelerden iki kanat uzadı.Uzun ve kemikli kanatlarıyla görenleri şaşkına çeviren kedi uzmanları da şok etti.Bilim adamları olayı ‘gen mutasyonu’ olarak tanımlarken kanatlı kediyi görenler genleriyle oynanarak başkalaştırılan hayvanların artık doğal yollarla mutasyona uğradığı görüşünde birleşti. Dünyamız ne hale geldi...
[bknz]
Devamını yada yorumları oku >>>

İş Veren Olmak

17.05.2007

Ülkemizde insan kaynakları alanında yaşanan profosyonel eleman eksikliğinin ve alanda eğitimsiz kişilerin çalıştırılmasının çarpıcı sonuçlarını ortaya koymak açısından aşağıdaki iki iş ilanını dikkatle incelemenizi istiyorum. Öncelikli olarak iki ilandaki pozisyonları ve aranan nitelikleri değerlendirelim. İlk ilanda Üniversite mezunu 0-2 yıl deneyimli, çok iyi derecede ingilizce bilen ve "Direktör" ünvanıyla 500-750 maaşla tam zamanlı olarak çalışacak "Kimya Mühendisi" arandığı belirtilmektedir. Diğer ilanda ise aynı maaşa yarı zamanlı olarak çalışacak "Anketör" aranmaktadır. Nasıl olur da Üniversite mezunu, iyi derecede ingilizce bilen ve direktör ünvanıyla tam zamanlı olarak çalışacak Mühendis ile anketörün maaşı aynı olabilir. İlk ilanı hazırlayan arkadaşa şunu sormak istiyorum; belirtilen niteliklerde ki elemana verilmesi gereken maaşın 500-750 olması mantığa uygun mu? Hele de bu kişiye direktör ünvanı veriyorsanız.

Büyük görmek için tıklayın
Ülkemizde emeğe ve alınan eğitime verilen saygının değerini bilmeyen böyle binlerce işveren var, ancak ne yazık ki ülkemizde yaşanan işsizlik sorunu bu gibi insanların ekmeğine yağ sürmekte ve birçok arkadaşımız hakkettiğinin altında maaşlarla çalıştırılmaktadır. Sonra da canım ülkem neden ilerleyemiyor? Adalet sisteminin insanların vicdanlarına bırakıldığı bir toplumda çalışanları motive edecek ve verimliliklerini artıracak olan ihtiyaçlarını istenilen düzeyde karşılamadığınız takdirde " Türkiye neden kalkınmıyor?" gibi söylemleri daha çok duyacağız. Sizcede öyle değilmi ?
Konuk yazar: İ.K Uzmanı Özlem Hanım



Devamını yada yorumları oku >>>

Projeksiyon Cihazı Böyle Çalınır

09.05.2007

Ülkemizde hırsızlık kapkaç olaylarının artmasından yakınıyoruz. Ama sanmayınki hırsızlık sadece bize has birşey Aşşağıdaki hırsızlık olayı Avusturalya'da gerçekleşiyor. Hemde koca projeksiyon cihazını şortunun içine sokarak dükkandan farkedilmeden çıkarmayı başarıyor. Daha sonra gücenlik kayıtlarını izleyen dükkan sahibi helal olsun demiştir sanırım =)


Devamını yada yorumları oku >>>

Zülfü Livaneliden...

01.05.2007


Yazının tarihine dikkatli bakın ! (umarım photoshop aldatması değildir)





Devamını yada yorumları oku >>>

Sinemadaki Ses

20.04.2007

Yaklaşık 4000'den fazla filimin fragmanlarına ses veren işte o ses Don LaFonten


Devamını yada yorumları oku >>>

Yola Çıkmak...

13.04.2007

bu akşam yola çıkıyorum.
Ankara hedefim.
umarım varırım oraya sağ sâlim.
Miting...
biraz göz boyama gibi geliyor bana.
bir laboratuar yapamayan bir okulun onlarca otobüs kaldırması...
sırf gaza gelip de gidenler...
gezmek görmek için gidenler...
ben niye mi orada olacağım?
sadece insanların yüzlerine bakmak için..
gözlerinin içine bakıp geleceğimi göreceğim...
geleceğimizi...


Türkiye'm...
Türkiyem...
sen bunlara layık değilsin...
işimizi iyi yapalım...
koyun olmayalım...
dürüst olalım...
hepsi bir arada zor biliyorum..
ama böyle olmak zorunda...
neyse yahu, biraz dolmuşum.
gidip geleyim anlatacaklarım olacak size...
hoş kalın...



Devamını yada yorumları oku >>>

Reyting dediğin böyle olur..

10.04.2007

Erol Büyükburç'un haykırısını,isyanını izlemeyen kalmamıstır sanırım..Eğer izlemediyseniz çok sey kacırmıs demeksiniz (: çünkü içinde bulunduğu sistemi okadar iyi bir dille acıkladı kii her programda çok bağırmanın, durmadan polemik yaratmanın reyting yükselttiğini bir jüri ağzından duymak çok anlamlıydı !! korkarım yakında her jüri üyesi reyting kapmak uğruna kendilerini komik durumlara düsürmekten cekinmeden her türlü rezilliği yapacaklar.





Devamını yada yorumları oku >>>

SEPPUKU

16.03.2007

Seppuku; düşmanın eline geçen ya da gurur kırıcı bir olaya sebep olan Samuray’ların törensel bir intihar şeklidir. Hara-kiri olarak bilinen terim "karın deşmek" ve onur temizlemek için gerçekleştiren bir seremonidir ve günümüzde hala Yakuza (japon mafyası) tarafından uygulanmaktadır. Seppuku’dan önce intihar edecek kişi banyo yapar, en sevdiği yemeği yer ve beyaz bir kimono giydikten sonra, sapı genellikle bir kumaşla süslenmiş, Tanto adı verilen bıçağı önüne koyarak bir ölüm şiiri yazar. Yazar Atilla ÇELİK’in, SAMURAYLAR ve SÖVALYELER adlı, halen üzerinde çalıştığı kitabından kısa bir alıntı.

.... bir hatadan dolayı kendini öldürmek söz konusu olunca, akıllara gelen ilk toplum Japonlardır. Samuray döneminde buna Seppuku adı verilmektedir... diğer adıyla hara-kiri. Seppuku, samuraylaren büyük onur örneğidir. Avrupa'da görülen nadir örneklerden biri, 1333 yılında Halidon Tepesi'nde kaybedilen savaş sonrası, bir çok İskoç'un kendilerini denize atıp kasten boğularak ölmeleridir...
Bunu yapmalarının sebebi: kaderlerinin güzel olmayacağını düsünmeleriydi! Samuraylar,tutsak olmanın utancından kaçmak için intihar ederlerdi.

japonlar aslında karnin kesilmesi ile ilgilenmezler. Önemli olan onur icin ölmeğe hazir olmaktir. Zaten seppuku törenlerinin hemen hemen tümünde karin kesildikten sonra veya kesilmese de ölecek kişinin arkasinda bekleyip o kisi hazir oldugunda kafasini katana ile kopartacak "kaishakunin" adli bir gorevli vardir.Samuray Kısa kılıcını (wakizashi) veya tanto (bıçak) alır ve karnına sokar ve soldan sağa doğru keser daha sonra ikinci bir hareket olarak kılıcı yukarı çeker ve gözleri sonsuza dek kapatır.


Devamını yada yorumları oku >>>

Kedisi olan erkek... (bkz. ben)

15.03.2007

KEDİSİ OLAN ADAMLAR...

“Farklı olurlar...”
Olurlar gerçekten de...
Ha, iyi mi kötü mü bilemem. Ben anlatayım siz karar verin.
Ama en azından “öküz” olmazlar...
Bu adamlar...
Hem bir kedinin bütün özelliklerini taşır hem de bir kediye katlanabilmeyi bilirler. Öğrenmişlerdir.Genellikle sosyal demokrat olurlar. Aşırı milliyetçi ve kapitalistlerde kedi seven azdır.Milliyetçiler köpek sever, kapitalistler de evde pek hayvan beslemez. Severler de, uzaktan...
En önemli özellikleri keyifli, rahat ve neşeli olmalarıdır.
Tıpkı bir kedi gibi...
En azından bu üçüne düşkündürler. Bunların peşinden giderler. Orada kendilerini bulurlar.Siz de onlara bu ortamlarda rastlarsınız zaten.Romantik değil ama duygusal olurlar.Yani evlilik yıldönümünüzü unutabilir ama herhangi bir zamanda size hediye alabilir.Yani sizinle yağmurda yürümez ama yağmuru anlatan bir şiir okuyabilir.

GİZLİ ZEVKLERİ VARDIR

Özelliklerinden biri de hükmetmekten hazzetmemeleridir. “Rica” ve “Teşekkür” etmesini bil
irler.
Daha da önemlisi var; kapris çekmesini bilirler.Hatta bundan gizli bir zevk bile alırlar.Çünkü aslında kedileri gibi bir kadın ister onlar.Kendileri gibi...
Hem sevecek hem rahat bırakacak... Ve tabii estetik değerleri yüksektir.
Bir de ne var biliyor musunuz?Kıskanç değillerdir. En azından bu duyguları kontrollüdür.Eğitilmişlerdir bu konuda...
Kıskanmazlar ama kıskanılmaya alışıktırlar.
Bu huy bazen sinir bozucu dahi olabilir; çünkü siz sinir krizleri geçirirken ustalıkla, hiç çaktırmadan sizi sakinleştirir.Tıpkı bir kedinin kucağınızda mırlayarak uyuması gibi kendisini size teslim eder.Size ait olduğunu düşünürsünüz. Rahatlarsınız.
Ta ki küçücük tek bir hareketiyle, tek bir kelimesiyle aslında ne kadar sizden bağımsız olduğunu anlatana kadar.Size ihtiyacı olduğu kadar evet, ama bir o kadar da sizi umursamayabilir.Bir kedi kadar meraklıdır. E, dolayısıyla dedikoduyu da sever. Onunla sohbetler hep zevkli geçer.

KOLAY AŞIK OLURLAR

Sizin için iyi bir huy mu, değil mi bilemem ama kolay âşık olurlar.
Kendilerini tutmasalar neredeyse her kadına âşık olabilirler. Belki de âşıktırlar...
Ama arkadaş olmasını da bilirler. Ben pek inanmam buna ama bir istisna hakkım varsa onu kedili erkekten yana kullanırım.Şimdi size seks hayatlarını da anlatayım istersiniz.Ne bileyim ben.Ama eğer gerçek bir kedi gibilerse...
Onları tutmanız mümkün olmaz. Farklıdır onlar...
Kediden sonra mı böyle olurlar, böyle oldukları için mi kedi severler bilmiyorum...
Ama onlara ne yapılmaması gerektiğini biliyorum.

Köşeye sıkıştırmayacaksın...
Sıkmayacaksın...
Diretmeyeceksin...
Yoksa kaybedersin.

Dilek Önder (15.03.2007)

der dilek hanım ve kedili bi insan olarak, canımdan çok sevdiğim (ki üşümesin diye elektrik sobasını açar giderim) kedimle ne kadar çok benzediğimizi fark eder, kendisini tebrik ederim...



Devamını yada yorumları oku >>>

Astronot Aklını Kaybederse ?

İnsan en gelişmiş yaratıkdır.Ama bazen insanlarda kontrolden çıkabilmektedirler.Aynı astronatlarda olduğu gibi.İşte bunun en çarpıcı örneği. Lisa Marie Nowak isimli astronotdur.Astronotunun rahatsızlanması üzerine NASA bir takım önlemler almıştır.Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), uzayda bir astronotun akli dengesini yitirmesi, çevresi ve ekip arkadaşları için tehlikeli olmaya başlaması durumunda başvurulacak bir yönerge yayınlamış. (08.03.07) Yeni yönergenin, Lisa Marie Nowak isimli astronotun kısa süre önce sevdiği astronot uğruna 12 saat yol aldıktan sonra sevgilisini havaalanında sıkıştırıp tartaklaması üzerine yayınlanması dunyada dikkati çekmiş.

NASA'nın talimatnamesinde, intihar veya akli dengesini yitirme eğilimi gösteren astronotu, ekip arkadaşlarının el ve ayak bileklerinden koli bandıyla bağlamaları, elastiki bir kabloyla zaptetmeleri ve eğer gerekirse sakinleştirici şırınga etmeleri isteniyor. 'Hastayla onu zaptederken konuşun' talimatı verilen yönergede, 'Psikolojik rahatsızlık çeken astronota neden onu bağladığınızı ve zaptettiğinizi anlatın, güvende olması için bunları yaptığınızı söyleyin' deniyor.
İyide aklını kaybeden birisine "sen delirdin o yüzden seni bağlıyoruz anlıyorsun değilmi" demek ne kadar doğru olur ? Hartsfield, NASA'nın böyle bir durum karşısında silah kullanılmasının gerekli olduğunu düşünmediğini belirterek, Uluslararası Uzay istasyonu'nda silaha gerek bulunmadığını kaydediyor.Zaten uzaya silah çıkarırsak uzay savaşlarına merhaba derdik.
Haberin videyosunu izlemek için tıklayın
Devamını yada yorumları oku >>>

Dünya Kadınlar Günü

08.03.2007

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?
Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere, birçok kadının fabrikalarda düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştırıldığı 1800’lere dayanıyor. İlk kez 8 Mart 1857’de New York"ta yaşayan bazı işçi kadınlar iş koşullarını protesto etmek için toplandılar. Düşük ücreti ve kötü çalışma koşullarını düzeltmek için greve gittiler. Grev, polisin müdahelesiyle sona erdirildi. Polisin müdahelesi sonucu çıkan yangında 140 kadın işçi hayatını kaybetti. Kadın işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bunun üzerine 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilmesi önerildi. Ve öneri 1977 yılının aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Asemblesi’nde kabul edildi.

Kadınlar Günü"nün kabul edilmesinin temel sebebiyle bugünün ne alakası olduğunu anlamak için Uluslararası Af Örgütü"nün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığı rapora gözatmak gerekiyor. Rapora göre;

Dünya kadınlarının yüzde 20'si, fiziki veya cinsel saldırıya maruz kalıyor. ABD"de her 15 saniyede bir kadın dövülüyor. Her yıl 700 bin kadın tecavüze uğruyor.
Mısır"da kadınların yüzde 35"i kocalarından dayak yiyor.

İşte bu rapor doğrultusunda 140 kadının grev sırasında şiddete maruz kalarak öldürülmesinin ardından 120 yıl sonra Birleşmiş Milletler"in 8 Mart tarihini kadınlara hediye etmesinin nedenlerini anlamış olabiliyoruz.


Devamını yada yorumları oku >>>

Dünyadaki En Garip Yasaklar

03.03.2007

Arabasının altında birinin bulunduğunu gören sürücünün otomobilini çalıştırması yasaktır. (Danimarka)
Otomobilinin karşısına at arabası çıkan sürücü, otosunu kenara çekmek zorundadır. (Danimarka)
Demiryolunda öpüşmek yasaktır. (Fransa)
Domuzlara “Napolyon” isminin verilmesi yasaktır. (Fransa)
Yağmur yağarken çimler sulanamaz. (Kanada)
Koleje gitmek için entelektüel biri olmak zorundasınız. (Çin)
Kapılar ve pencereler pembe renkte olmak zorundadır. (Kanada-Kanata)
Ağaca tırmanmak yasaktır. (Kanada-Oshawa)
Bank Street'te pazar günleri dondurma yemek yasaktır. (Kanada-Ottawa)
Yong Caddesi'nde ölü atları pazar günü sürüklemek yasaklanmıştır. (Kanada-Toronto)
Kadınların toplu taşım araçlarında çikolata yemesi yasaktır. (İngiltere)
Tropikal balık satıcıları hariç, kadınların halka açık yerde üstsüz gezmesi yasaktır. (İngiltere-Liverpool)
Etek giyen erkekler tutuklanır. (İtalya)
Pazar günleri balık avlamak yasaktır. (İskoçya)
İnek sahiplerinin sarhoş olması yasaktır. (İskoçya)
Kapınızı çalıp sizden “klozetinizi isteyen birini” içeri almak zorundasınız. (İskoçya)
Pazar günü çamaşır asmak yasaktır. (İsviçre)
Çocukların sigara satın alması yasak, içmesi serbesttir. (Avustralya)
Patikada sağ elinin üzerinde amuda kalkarak yürümek yasaktır. (Avustralya)
Pazar günleri pembe pantolon giymek yasaktır. (Avustralya-Victorio)
Araba kullandığınız zaman gömlek giymek zorundasınız. (Tayland)
İç çamaşırsız gezmek yasaktır. (Tayland)
devamı....
Devamını yada yorumları oku >>>